Son Yazılarım
- özetle....
- adam olana çok bile...
- var mıymış....
- gerçek olan kim ya da gerçek olmayan kim
- uzun bir cesaret korkusu!
- anlat bakalım Saliha....
- gemiler ...
- karmaşık saatler esnasında yuvarlanan kelimeler
- sessizlik ve yorumsuzluk, kararsızlık hali....
- geçmişş miş miş değişmişşş
Kategorilerim
Arkadaşlarım
- Ufuk Akbal
- üstün çatalbaş
- mustafademirtas
- uludagsosyoloji
- marioruppolo
- yigitsozuner
- aycaseymen
- yagmurrfirat
Bağlantılarım
özetle....
13/9/2009 ·
Kurallar... Sağa sola fırlatılıp atılmış, dağınık, uzaktan düzen timsali gözüken kurallar... Yaşam -meli -malı emir eklerinin içinde birikmiş. Yaşamalı, okumalı, çalışmalı, evlenmeli, yaşlanmalı ve ölmelisin. Hayat özet geçilecek kadar kısa bir kurallar dizini. Böyle büyümedik mi? Vazoya dikkat et kırılmasın. Akşam yemeği sekizde, baban seni sofrada görmeli. Çatal sola bıçak sağa konmalı. Burnunu gürültüyle hınkırma insanlar içinde. Aşık olursan hemen yüzük takmalı, resmiyete dökmelisin. .Bebein olursa kırkı dolmadan dışarı çıkarma.
Birçok kurallar, birçok yapmalı etmeli. Ve hiç bir zamana hiç bir şekilde sıkışmış, hiç bir şeye yakışık olmayan hiç bir ruh hali... hiç yok hiç var.
Sen olunca hep var sen yokken hiç yok sevgili hiçlik, sevgili varlık, sevgili sen ve sevgili sıkıştırılmış özet hayat!
Yorum (yok) Yorum yaz!
adam olana çok bile...
20/8/2009 ·
Aşksızlık adama yazdırmıyor. Yoksa adam olana mı yazdırmıyor... Yazılı neyse o .. bizde böyle.. Ne yazsam da sessizliğimi bölsem ikiye. Önceki sessizlik , şimdiki sessizlik.. insanın kulaklarını çınlatırmış bu sessizlik. Uğuldayan bir sessizlik... Adam olana yazılan, bir türlü adam olamayıp da yazılamayan, oysa söylemeyecek, yazmayacak, seslendirmeyecek, içindekileri dışa dökmeyecek bir hal içinde bu adam...bu yazılanlar ise adam olana çok bile...dedim ya adama yazdırmayan birşeyler var, yoksa birşeyler yok mu... yazdırmayan sorun bu işte. adam olana çok bir gece içinde, gün ayar mı bir an önce kafiyesi tutturmuş gidiyor bu adam olamayan adam .....
Yorum (2) Yorum yaz!
var mıymış....
4/7/2009 ·
Bir varmış bir yokmuş.. Yokken de varmış; aslında hiç varmış... Varolduğunu düşündüğün her an bir yanılgıymış. Her anın onunlaymış, sıcakmış, hızlıymış, adı varmış, cismi varmış, her halini bilirmiş, bakışını tanırmış, yüzünün asılmasından çözermiş ne diyeceğini, gülmenden mutlu olurmuş. Bir de bakmışsın yokmuş, varken yok olmuş, olmayacakken varolmuş. Ama hep varmış, bir varmış bir yokmuş, hiç yokmuş....
Yorum (3) Yorum yaz!
gerçek olan kim ya da gerçek olmayan kim
25/5/2009 ·
Esen sıcak rüzgar bir yerlerden deniz kokusu getiiryor.. Çok ilginç! Burası Denize çok uzak. Yanlıyor mu Saliha! Yanılmadığını kendine ispatlamak istiyor. Uzak değil ki dert olan. Uzağı yakına getirdi bile o. Saliha uzağın tanımını yapmadı hiç. Ne de olsa deniz hep onun yanında, böylece rüzgar yosun kokusunu da getiriyor burnuna işte. Artık mutlu... Yalan değil, oyun değil, kendini kandırmıyor. Deniz kokusu yanında.
Bugün mutlu. Hayat güzel ve kimle olursa ya da kimsesiz olursa olsun. Saliha kendinle ve Saliha okumak için bir sürü kitap aldı kendine. Kağıt kokusunu özledi. Kalem lekesini... Ve hayatı sorgulayıp, tartışmayı. Ne olacak bu memleketin hali geyiğini piyasaya sürmek ve bunu yaparken tüm sorularını karşısındakilere sorduğunu sanıp aslında kendine yöneltmesi. Saliha bugün seviyor zamanı. Zaman beklemiyor onu, o da artık zamanı beklemiyor. Zaman silerken herşeyi yeniden yazılacak olanlara kapı açmak istiyor. Başa dönmek ve döndüğü yerden tekrar acıya başlamak istiyor. Ne de olsa alıştı... Saliha okuyor alabildiğine okuyor.. Ve okudukça kalabalıklaşıyor ve bilmiyor, okdukça daha da bilemiyor. Acı bir bilgi tecrübesi işte.
Şimdi yazar şunu sormak istiyor. Yine soru değil mi? Bu da nasıl yazar... Sorucaksan hep niye anlatıyorsun bize? Yazar sorarken cevaplarını da veriyor da ondan soruyor. Saliha'yı da tanımıyor yazar. Merak ediyor Saliha kim diye? Bu şahsın ismini de sevmiyor. Ne de garip bir isim diyor.. Hoşlanmıyor erkek isimlerinin dişileşmiş halinden.... Kimi kandırıyorsun Saliha, kimi kandırıyrosun bu yazıyı yazan.. Alıştın he.. Çabuk alıştın, çabuk yeni acıları düşünmeye başladın. Nerde kaldı büyük, unutulmayan düşünceler. Belki de hiç birşey olmadı. Hayaldi. Düşündü. yok saydı. Var etti. koptu, geri geldi ama nefret edemedi... Tanışmak istiyor bu yazıyı yazan Saliha ile... Nerdesin Saliha?
Yorum (1) Yorum yaz!
uzun bir cesaret korkusu!
21/5/2009 ·
Cesaret güzeldir. Ama bazen can acıtır! Acaba cesaretin getireceği acılara katlanacak kadar cesur mudur Saliha? Birikmişlikleri vardır. İçinde büyüttüğü kocaman dünyası... Bu dünyayı boşaltacak kadar sabrı taşmış mıdır Saliha'nın? Saliha bugün cesaretinin acısını çekiyor. Cesaret güzel erdem! Aynı zamanda cesaret ahmaklık. Bile bile lades! İçini boşaltmak, sonra o boşlukla nasıl mücadele edeceğini bilememek karışık duygudur. Huzurludur biraz da. İçini dolduran gemileri yakmış, rahatlamıştır. Nasıl da heyecanlanmıştır yakarken gemileri! Geri gelmeyeceğini, hiç birşeyin eskisi gibi olmayacağını bile bile yakmış, küllerini savurmuştur. Rüzgar tersine esicek midir bilinmez. Tersine esecek olan rüzgar geri getirirse o külleri, hazır olacak mıdır Saliha o ana?
Saliha gemileri yakmaya hazır değildi. Herşey bir anda, en sabırsız noktada oldu! Hangi ana hazırız ki diye düşündü sonra. Neden ama neden? Bazen bazı nedenlerin cevabı yoktur ki! Sadece sorudur sorulan. Neden? Meta bir sorudur. Neden sorusunun diktatörlüğü altında ezilip ufalmaktır bu konu. Küçük olmak daha güzeldir Saliha için. Mini bir model olup, herşey mümkündür demek! Yok dersin, yok derken aynı anda var edersin belki de! Birşey aynı anda hem var olup hem yok olabilir mi? Bu ;Saliha'nın elindedir. Aşk yok der! Yok derken de eğer herşey mümkünse var olabilir aşk.
Bu büyük anlatı diktatörlüğünde "neden" sorusunu taşıyan gemileri yok eden Saliha esen rüzgarın getirdiği küllerden aşk var önermesini çıkarıyor! Ama o gemileri yok etmişti. O zaman yoktu! Yok dersin var olur işte. Saliha kal dememiştir aşka, sadece cesur davranmıştır. Cesaretin getireceği acılara katlanmak da ve yok saymak da onun elindedir. "neden ama neden" Zamanla çözülecek bir sorudur. Ancak çözmeden yok saymak en zorudur. Zor olanı başarmak değil midir amaç... "neden ama neden" çözme, yok bir neden, yok say, külleri de rüzgara savur. Rüzgar bir gün ters esip geri getirirse külleri aynı Saliha olmayacağı için küller acı vermez ona!
Saliha diyor ki "zaman zaman zaman zaman hımm o zaman". O zaman gelicek, Saliha bu soruları bırakmış olacak. Saliha şimdi de mutlu ama "zaman zaman" gelince de mutlu olacak. Sadece cesaret acı veriyor az buçuk ona. yok say gitsin, "neden ama neden"i boşver Saliha. Her şey mümkün ne de olsa!
Yorum (1) Yorum yaz!
« Önceki ::